1. Haberler
  2. Gündem
  3. Mustafa Türkay Sonel ifadesinde ne dedi, neler söyledi? Gülistan Doku’yu kim öldürdü?

Mustafa Türkay Sonel ifadesinde ne dedi, neler söyledi? Gülistan Doku’yu kim öldürdü?

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen Mustafa Türkay Sonel'in savcılıktaki sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Mustafa Türkay Sonel, "kasten öldürme" suçundan tutuklandı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 10'a çıktı.

Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in jandarma ifadesi ortaya çıktı.  CNN Türk’te yer alana habere göre, Mustafa Türkay Sonel, Jandarmadaki ifadesinde Gülistan'ı tanımadığını öne sürdü. Tecavüz iddialarını reddeden Türkay Sonel, "Benim de kız kardeşim var bu tecavüz kelimesini duydukça iğreniyorum." dedi. Silahlara merakı olmadığını ve bahsedilen Uzi veya Akrep tarzı silahların aracında bulunmadığını belirten Sonel, Gençlik Merkezi'ne gidip gitmediğini hatırlamadığını söyledi. Sonel, "Umarım bu gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkar, Gülistan'ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum." dedi.

Mustafa Türkay Sonel, ifadesinde “Gülistan Doku’yu şahsen tanımıyorum. Herhangi bir yerde, herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybolmasından sonra, herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bu olayla bir ilgisi yoktur.” diyor.

Burada hem kendisini hem de babası Tuncay Sonel’i savunmaya yönelik bir beyanda bulunuyor. “Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım.” diyor. Ancak daraltılmış baz kayıtları raporuna göre Gülistan’ın çalıştığı Hanımeli Kafe’ye gidiyor ve orada ortak baz veriyor.

"Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli cafenin sahibinin oğlu Sidar ELMA-bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut ALTAŞ ve Ekincanın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir. Ben zaten tatlı seven bir insan değilim geçerken onlar için oraya uğrar paket olarak tatlıları alırdık. Hatta bana da tatlı yememi ısrar ederlerdi ancak ben tatlı yemezdim. Ben en çok Balkon isimli kafeye giderdim."

“Şubat” isimli gizli tanık ne diyordu? 27 Aralık 2019 gecesinde Zeynel, Gülistan’ın bir arkadaşı, Uğur Can, Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel’in gençlik merkezinin üst katında alkol ve uyuşturucu kullandıkları, ardından Gülistan’a burada tecavüz ettikleri yönünde ifade vermişti. Ancak Mustafa Türkay Sonel bu ifadeyi reddediyor ve “Ben Gülistan’ı hayatımda hiç görmedim, ismini bile basından duydum.” diyor.

İfadesine şöyle devam ediyor: “Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbirisi Gülistan Doku’yu tanımazdı.”

Arkadaş grubu olarak ifade ettiği kişiler firari Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz. Ancak bu isimler Gülistan’ın bulunduğu noktalarda birlikte görülüyor. Bunlar da savcılık tarafından tespit edilen hususlar arasında.

Öte yandan Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019 ve 2020 yıllarında kullandıkları hatlar dışında başka hatları olup olmadığı konusunda bilgisi olmadığını söylüyor.

“Üzerime atılan bu beyanları, gizli tanığın hakkımda vermiş olduğu ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum.” diyor. “05.01.2020 tarihinde kendime ait plakalı araçla Elazığ istikametinden Tunceli’ye girişimin görüldüğü, ancak öncesinde Tunceli’den Elazığ’a çıkışımın görülmediği hususuyla ilgili söyleyecek bir şeyim yoktur.”

Burada kayıtlara yansıyan bir görüntü söz konusu. Yan koltukta Umut Altaş, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel bulunuyor. Bu görüntüyle ilgili olarak: “Elazığ istikametinden Tunceli istikametine gidiyordum.” diyor.

Silahlarla ilgili ise: “Benim renkli boncuk atan tüfeklere karşı bir merakım vardır. Bu ilgiyi arkadaşımın yönlendirmesiyle öğrendim. Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde benim ‘Bu tabanca ile birisini vurdum’ dediğim iddiası kesinlikle yalandır. Böyle bir beyanda bulunduğumu bilmiyordum, çok şaşkınım. Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bu sporla ilgili evin bahçesinde oynadığımız birçok fotoğraf ve video mevcuttur. Kullanılan ekipmanların faturaları da vardır. Bunların hiçbiri gerçek tabanca değildir. Bana ait bir tabanca söz konusu değildir.” diyor.

Gençlik merkeziyle ilgili sorulara ise şu şekilde yanıt veriyor: “Ünsal, Uğurcan, Şafak ve hatırlayamadığım birkaç dershane ve okul arkadaşımla birlikte gençlik merkezine giderdim. Ayrıca çevredeki kafelerde de zaman geçirirdik. Daraltılmış baz kayıtlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.” Yani, aynı baz sinyalinde bulunmanın aynı yerde olduklarını göstermediğini savunuyor.

Yaklaşık 6 sayfalık ifadesinde kendisine çeşitli sorular yöneltiliyor. Özellikle valinin koruması Şükrü Eroğlu ile ilgili sorular soruluyor. Savcılık tarafından: “Gülistan Doku’ya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği değerlendirilmektedir. Barajda bulunan makas, peçete ve el yazılı not ile 5 Ocak 2020 günü bulunduğunuz bölgenin aynı olduğu tespit edilmiştir. Bu malzemeleri kimin attığı?” şeklinde sorular yöneltiliyor. Mustafa Türkay Sonel ise: “Ben Gülistan Doku’yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Biz o bölgede araçla hareket halindeydik, durup beklemezdik. Zaten aracın durabileceği bir yer yoktur.” diyor. Ancak bölgede araç park edilebildiği de biliniyor.

Son olarak: “Bahsettiğiniz malzemeleri kimin attığını bilmiyorum. Gizli tanığın beni suçlayan beyanları asılsızdır. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Bu durum bana ve aileme karşı yapılmış bir itibar suikastıdır.” ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca: “Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Üniversite son sınıf öğrencisiyim. Sınavlarıma hazırlanıyor olmam gerekirken burada bulunuyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Gülistan’ı tanımadığım için aynı ortamda olsak bile fark etmezdim.” diyor. İfadesinde defalarca “Gülistan Doku’yu tanımadım, görmedim” şeklinde beyanda bulunuyor."

"Gizli tanığın aleyhimde Gülistan Dokuyu öldürdüğüme yönelik bu beyanı tamamen asılsızdır. Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiç birisini kabul etmiyorum. Bana ve aileme karşı yapılmış olan bir itibar suikastidir. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır. Benim gibi üniversite öğrencisi olan birisinin akşam saatlerinde evinden alınarak buraya getirilip gözaltına alınmam bu durumları yaşamamın tek sebebi babamın makamıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir. Benim şu an üniversitede vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken sizin karşınızdayım ve bu durum benim çok fazla zoruma gidiyor. Eğitim hayatım benim için çok önemlidir. Ben üniversite son sınıfta okuyorum. Bu yıl benim için son derece önemlidir. Ben Gülistan Doku'yu tanımadığım için bahse konu 04/01/2020 tarihinde cafenin içerisinde olsa bile fark etmezdim. Ben genelde tanıdığım insanların dışında kimse ile konuşan bir insan değilimdir. O gün de cafeye giriş amacım alışveriş olmuştur. Ben Gülistan Doku'nun ablası Aygül Dokuyu bizzat tanımıyorum basından duyduğum kadarıyla biliyorum. Ancak gülistan Doku'nun kaybolduğu dönem Aygül ve ailesi öğretmen evinde kaldıkları için ben de üniversite sınavına hazırlanmak amacıyla öğretmen evinde bulunduğum için Aygül Doku ile öğretmen evine karşılaştım. Bana naif bir dille “ablacım baban kardeşimi bulur dimi" dedi. Bende "bulunur ablacım. bizde bunu istiyoruz, neden.

bulunmasın* dedim. Ben hiç bir zaman Umut'a Aygül'ü ara demedim. Umut'un aleyhime olan bu beyanlarını kabul etmiyorum. Neden benim aleyhime bu şekilde beyan verdiğini bilmiyorum. Umutla aramızda herhangi bir husumet yoktur."

Son olarak tutuklamaya sevk yazısında; Gizli tanık beyanları, daraltılmış baz kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, suçun niteliği göz önünde bulundurularak tutuklanmasına karar verildiği belirtiliyor.

Ayrıca Koçpınar Köyü’nde yer altı görüntüleme cihazıyla yapılan aramalarda, bilirkişi raporuna göre daha önce gömülmüş bir cansız bedene dair bulgular olduğu da dikkat çekiyor."

Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de aralarında bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel

Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu

Gülistan Doku'nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok

Eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı

Firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş

Gülistan Doku'nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov

Zeinal Abakarov'un eski polis olan üvey babası Engin Yücer

Soruşturmada, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Uğurcan A. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Kaynak: https://www.yenisafak.com/foto-galeri/ozgun/gulistan-doku-nasil-oldu-kim-oldurdu-mustafa-turkay-sonel-ifadesinde-ne-dedi-neler-soyledi-4816624

Mustafa Türkay Sonel ifadesinde ne dedi, neler söyledi? Gülistan Doku’yu kim öldürdü?
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.