2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) ardından, kapıların kapanmasından saniyeler sonra sınav merkezlerine ulaşan adayların içeri alınmaması, gelenekselleşen "15 dakika kuralı" tartışmalarını yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. YKS sınavının ardından yeniden tartışma konusu olan 15 dakika kuralı ile ilgili ÖSYM, değişikliğin mümkün olmadığını altı maddede gerekçelendirdi.
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), "Sınav saatinden 15 dakika önce sınav binası önünde hazır bulunma" kuralı kapsamında, geç kaldıkları gerekçesiyle giremeyen öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesine ve kuralın gözden geçirilmesine yönelik 2017 yılında ÖSYM'ye tavsiyede bulunmuştu.
ÖSYM tarafından uygulanan ve kamuoyunda "15 dakika kuralı" olarak bilinen uygulama, sınavın başlama saatinden tam 15 dakika önce sınav binalarının kapılarının kapatılmasını ve bu saatten sonra gelen hiçbir adayın, gerekçesi ne olursa olsun içeri alınmamasını içeriyor. Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre; kurumun 15 dakika kuralından taviz vermemesinin altında yatan 6 temel gerekçe şu şekilde sıralanıyor:
Her aday için üzerinde fotoğrafı bulunan, kişiye özel tek bir cevap kâğıdı basılıyor. Adayın geç kaldığı için planlanan salon dışında başka bir salona alınması, kimlik ve evrak eşleşmesini teknik olarak engelliyor.
Geç kalan bir adayın güvenlik kontrolleri esnetilerek başka bir salona alınması, "başkası yerine sınava girme" gibi ağır usulsüzlüklere zemin hazırlama riski taşıyor.
Geç kalanlar için özel bir salon oluşturulması uygulaması, birbirini tanıyan kötü niyetli adayların bilerek geç kalıp aynı salonda toplanmasına ve organize kopya çekmesine teşvik edici bir unsur olabilir.
Geç kalan adaylara yönelik ayrı bir telafi sınavı yapılması durumunda, sınav sorularının zorluk derecesinin (eş değerliğinin) tam olarak sağlanamaması, milyonlarca adayın girdiği sınavda sıralama adaletini bozuyor.
Kurallara uyarak zamanında sınav salonunda hazır bulunan adaylar açısından, geç kalanlara esneklik (ayrıcalık) tanındığı algısı oluşması sınavın adil yapısına gölge düşürüyor.
ÖSYM, sınava alınmamayı kurumsal bir "ceza" olarak değil, adayın bireysel ihmalinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Kuruma göre, milyonlarca kişinin katıldığı devasa bir organizasyonda kuralları esnetmek düzeni bozarak doğrudan kaosa yol açar.






İlk yorum yapan siz olun