Etiket: Anne

  • Şehit Emniyet Müdürü Ufuk Baysan’ın hatırası Düzce’de yaşatılıyor

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi sırasında Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığına düzenlenen saldırıda şehit edilen 3. Sınıf Emniyet Müdürü Ufuk Baysan’ın hatırası, Düzce’de bazı eşyalarının sergilendiği dernekte yaşatılıyor.

    EŞYALARI GELECEK NESİLLERE MİRAS

    Şehit emniyet müdürünün Düzce’de yaşayan annesi Hanife ve babası Ramazan Baysan, evlatlarının kahramanlığının gelecek nesillere aktarılması için görevdeyken giydiği üniformasını, penyesini ve uyku tulumunu Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Düzce Şubesine bağışladı.

    Şehit Baysan’ın üniforması ve penyesi, derneğin giriş salonundaki cam vitrinde sergilenirken, uyku tulumu ise duvarda asılı bulunuyor.

    “BU 9 YIL NASIL GEÇTİ FARKINDA DEĞİLİM. OĞLUM HEP AKLIMIZDA, GECE RÜYALARIMIZDA DA VAR”

    Baba Ramazan Baysan, AA muhabirine, darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Bu 9 yıl nasıl geçti farkında değilim. Oğlum hep aklımızda, gece rüyalarımızda da var. Hiçbir zaman unutmayacağım, herhalde ölünceye kadar benimle kalacak. Evimizi sık sık ziyaret edenler oluyor. Yüzüm biraz gülüyorsa hep onların etkisi var. Oğlum, mesleğinin dışında da dört dörtlük bir delikanlıydı. Küçük, büyük ayırmazdı. Büyüklerine saygı duyar, küçüklerini de çok severdi.” diye konuştu.

    Anne Hanife Baysan da evlat acısının hiçbir zaman dinmediğini ama oğlunun şehitlik mertebesine kavuşmasıyla da gurur duyduklarını dile getirdi.

    Evlerine gelen gidenin çok olduğunu aktaran anne Baysan, şunları kaydetti:

    “Onların gelmesiyle mutlu oluyoruz, avunuyoruz. Unutulmamak güzel. Kimse gelmese çok zor. Arkadaşları geliyor, bazen de oğlumun beraber çalıştığı bizim bile tanımadığımız insanlar geliyor, beraber yaşadıklarını anlatıyorlar. Çok mutlu oluyoruz. Oğlumun kişisel eşyalarını da derneğe biz verdik. Çok memnun olduk orada müze gibi eşyalarını sergilemelerine. Oğlumun giydiği bir çift terlik de var. Altı kopuk, yapıştırıp onu da getirmek istiyorum. Onun eşyalarının her biri, hatıraları bizim için çok önemli.”

    VATAN SEVGİSİ GENÇLERE AKTARILIYOR

    Derneğin Düzce Şube Başkanı Abdullah Markuş ise şehitlerin isimlerini yaşatmak, ailelerinin acılarını bir nebze de olsa dindirebilmek amacıyla hizmet verdiklerini anlattı.

    Şehit Ufuk Baysan’ın anne ve babasının, artık kendilerinin de anne ve babası olduğunu vurgulayan Markuş, “Bize şehidimizin kutsal emanetlerini verdiler. Uyku tulumu, üniforması, parkası ve annenin ‘terini kokladığım’ dediği penyesi bizde duruyor. Bize vermelerindeki gaye de şu; okullardaki konferans ve seminerlerde öğrencileri derneğimize davet ediyoruz. Şehidimizin eşyalarını çocuklarımıza göstererek bu vatanın ne zorluklarla ayakta durduğunu, hangi badireler atlattığını öğretmek ve onları aydınlatmak istiyoruz. Gelecek nesillerimiz vatanın kıymetini mutlaka bilmeli.” ifadelerini kullandı.

    KAYNAK: AA
  • Diyarbakır anneleri PKK’nın silah bırakmasını olumlu karşıladı

    3 Eylül 2019’da Diyarbakır’da eski HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin evlat nöbeti sürüyor. Terör örgütü PKK’nın, Irak’ın Süleymaniye kentinde düzenlenen törenle silah bırakmasını değerlendiren aileler yaşanan gelişmeleri olumlu karşıladı.

    Ramazan Üçdağ’ın babası Recep Üçdağ, 6 yıldır burada evlat nöbeti tuttuğunu, evladının yolunu gözlediğini aktardı. Üçdağ, “Türkiye’de bir süreç var ‘Terörsüz Türkiye’ süreci. Biz ilk baştan beri bu sürece destek verdik. Dün çok güzel bir gelişme oldu terör örgütü üyeleri silahlarını gömmeye başladı. Biz bu sürecin ikinci ayağında artık çadırın evlatlarının gelmesini, haber almasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızda bugün bir açıklama yaptı. Umarım bundan sonra güzel haberler alırız” dedi.

    Mahmut Uslu’nun annesi Bedriye Uslu, yaz, kış, yağmur, çamur demeden her gün bu çadırın yolunu tuttuğunu dile getirdi. Uslu, “Dün 30 terör örgütü üyesi silahlarını yaktılar. Gözümüz çocuklarımızı aradı çocuklarımız içlerinde göremedik. İnşallah darısı bizim başımıza olsun bir gün çocuklarımızı göreceğiz onlarda silahlarını bırakacaklar, yakacaklar, geri dönecekler biz dört gözle onların yolunu bekliyoruz. Bu süreç bize biraz umut oldu. Bugün Cumhurbaşkanımız dedi ‘Hiçbir anne ağlamasın’ ne polis ölsün, ne asker ölsün hiçbir annenin hakkı yoktur ağlasın. Evlat annenin hakkıdır. Anne doğurmuş, büyütmüş bakmış” ifadelerini kullandı.

    Yavuz Çakmak’ın annesi Sevgi Çakmak ise, 6 yıldır bu çadırda mücadele verdiğini söyledi. Çakmak, “Terörsüz Türkiye sürecinden dolayı bir grup terörist silahlarını yakmışlar. Bizim çocuklarımızda inşallah yakacak. Biz en baştan beri söylüyorduk ‘Tükürün, gömün, gelin’ biz burada sizi bekliyoruz. Cumhurbaşkanımıza ve Devlet Bahçeliye teşekkür ederim. Biz burada çocuklarımızı bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    KAYNAK: İHA
  • Muğla Uluslararası Gençlik Merkezi’nde Anne-Çocuk Sanat Atölyesi

    Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Muğla Uluslararası Gençlik Merkezi, yaz tatili döneminde anne ve çocukları sanat atölyesinde bir araya getirdi. Anne- Çocuk Sanat Atölyesi’nde düzenlenen etkinlikte, anneler ve çocuklar birlikte seramik şekillendirme çalışması gerçekleştirdi.

    Etkinlik, çocuklara eğlenceli zaman geçirme fırsatı sunmanın yanı sıra yeteneklerini keşfetme imkanı sağlarken, çocukların el ve kol kaslarını kullanarak motor becerilerini geliştirmelerine katkıda bulundu. Çocuklar, renkli seramikleri kendi özgün renkleriyle yorumlayarak üç boyutlu formlar oluşturdu. Seramik çalışması, çocukların el becerilerini geliştirmelerine, işbirliği yeteneklerini artırmalarına ve keyifli bir öğrenme deneyimi yaşamalarına imkan tanıdı.

    Katılımcılar tarafından büyük ilgi gören etkinlikte, çocuklar anneleriyle birlikte keyifli bir etkinliğe katılmanın mutluluğunu yaşadı ve ebeveynleriyle olan iletişimlerini güçlendirdi. Etkinlikte ayrıca, çocuklar kendi seramik kaplarını tasarladı.

    2 yaşındaki Melis Özmen, “Ben burada çok eğleniyorum. Renkli seramikler atölyesine annemle birlikte geldik. Yarın da arkadaşımla geleceğim” dedi. 12 yaşındaki Aden Koban ise etkinliklerden çok keyif aldığını belirterek, “Bugün seramik yaptık. İyi ki geldik” ifadelerini kullandı. – MUĞLA

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Yerel
  • Elif Ceren Balıkçı duygulandırdı: Aklım hala gittiğin o günde!

    Ünlü oyuncu Elif Ceren Balıkçı’nın annesi Gülay Balıkçı 2019 yılında hayatını kaybetti. Henüz 19 yaşındayken anne acısıyla sarsılan genç oyuncu sosyal medya hesabından annesini andı.

    Bir fotoğraf albümü yayınlayan Balıkçı yaptığı paylaşımın altına şu mesajı yazdı:

    “BÜYÜDÜM ANNE, HEM DE ÇOK!”

    Günler geçse de yıllar geçse de aklım hala gittiğin o günde… ‘Anne’ lafını her duyduğumda boğazım düğümleniyor. Seni sorduklarında ‘annemi kaybettik’ dediğimde canım yine çok acıyor. Bana sarılamadığın, öpemediğin, saçlarımı okşayamadığın, ‘annem’ diyemediğin günler bu gerçekle karşılaşıyorum.’Zaman geçtikçe unutacaksın’ dediler… ‘Acın hafifleyecek’ dediler, ama ilk günüi gibi hala… Seni unutmaya korkuyorum. Yüzünü, ellerini sımsıkı sarılmanı… Özledim ‘anne’ demeyi. Çok özledim dizine yatıp saçlarımla oynamanı. O gün yaklaştıkça boğazım düğümleniyor.’Annemi göreyim Allah’ım rüyamda lütfen’ dediğim her gün geliyorsun anne… Sımsıkı sarılıyorum sana. Gözlerimi açtığımda rüya olduğunu anladığımda yine yıkılıyor dünyam . O gün geçmiyor anne, o gün geçmiyor. Bana gelip, ‘ben hep senin yanındayım, seni görüyorum ama sen beni göremezsin’ dediğinde o gücümü nereden aldığımı öğrenmiş oldum anne. Seni çok özledim meleğim, çok özledim. Geçen gün teyzem telefonu kapatırken ‘tamam anneciğim’ dedi bana… Bir anda kalakaldım, o kadar zaman olmuş ki o sözcüğü duymayalı. Tam o an da durdum, ne söylesem boş ne desem anlamsız . Büyüdüm anne, hem de çok… Ama bir yanım eksik bir yanım sensiz. Sen benim en güzel gül bahçelerimsin, bakmaya doyamadığım… Mekanın cennet olsun gül kokulum…

    “BEN SENSİZ YAPMAM Kİ”

    Elif Ceren Balıkçı, sosyal medya hesabından yayınladığı bu sözlerle annesinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu; ” Benim canım ciğerim birtanem meleğim, sen nasıl bırakıp gittin bizi, nasıl beni bıraktın, ben sensiz yapamam ki, benim kanadım kırıldı, benim nefesim kesildi, hayallerim seninle uçup gitti. Annem seni çok seviyorum.”

     

     

  • Annesinin ölümüyle yıkılan Yılmaz Morgül canlı yayında gözyaşlarına boğuldu: 28 gün hastanede tedavi gördüm, böyle bir acı yok

    Annesinin vefatıyla zor günler geçiren usta sanatçı Yılmaz Morgül, TV8 ekranlarında yayınlanan 2. Sayfa programına konuk oldu. Yaşadığı zor süreçten bahseden Morgül, konuşurken gözyaşlarına hakim olamadı.

    “ÇOK ACI ÇEKTİM AMA ANNE ACISI GİBİ BİR ACI YAŞAMADIM”

    Yaşadığı ölüm acılarından bahseden sanatçı, “Annemsiz bir Kadınlar Günü’ndeyim. Berat Kandili’nde annem olmadığı için 24 saat ağladım. Ben babamı kaybettim, 40’ını okuturken ablamı kazada kaybettim. Sonra da 19 yaşındaki yeğenimi kaybettim. Çok üzüldüm, acı çektim ama annemin acısı gibi bir acı yaşamadım. ki psikologdan yardım alıyorum. 28 gün hastanede tedavi gördüm. Çok acı çok… Anne konusunda hassas biriydim. Kefeni sarılı annemi mezara indirdim ve onu oraya bıraktığım günden beri ben eski Yılmaz değilim. Güçlü olmaya çalışıyorum ama delirdim galiba diyorum. Bazen gülme bazen de ağlama krizleri geliyor. Kendi kendime anneni orada bırakıp evde nasıl yatabiliyorsun diyorum. Allah herkesin başından anne ve babasını eksik etmesin. Ben ailemi helalliğini almış bir insanım.”

    GÖZYAŞLARINA BOĞULDU

    Annesinin ölüm haberini sahneye çıkarken alan Morgül, sözlerine şöyle devam etti: “Müjdat Gezen, Nejat Uygur ve Levent Kırca ‘Sanat öyle bir dünya ki annen, baban ölür ama sen çıkarsın sahnede şarkını söylersin, oyununu oynarsın.’ Öyle şey olur mu diyordum. Yılbaşı sahnesine çıkmadan önce yeğenim arayarak ‘anneannemin durumu iyi değil’ dedi. O hastane çok yakın olmasına rağmen o yol benim için bitmedi. Annemi morga almışlardı. Çok fenayım çok. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Anneme sarıldım, öptüm. Böyle bir acı yok. Annem melekler gibiydi. Annecim ben seni nasıl bırakıp gideceğim dedim. Ne olur annenizi üzmeyin, her akşam arayıp sevdiğinizi söyleyin.”

    Konuşmakta güçlük çeken Morgül, gözyaşlarına hakim olamadı.

  • “Çocuk sahiplenmek istiyorum” diyen Ebru Polat’ın sözleri tepki çekti

    Şarkılarının yanı sıra sosyal medya hesabından paylaştığı cesur pozlarla adından söz ettiren Ebru Polat, anne olmak istediğini söyledi. Klip çekiminde basın mensuplarıyla sohbet eden şarkıcı, doğum yapmak yerine Tayland’dan bebek sahiplenmek istediğini söyledi.

    “BAKIMEVİNDEN SAHİPLENMEK İSTİYORUM”

    Annelik isteğinden bahseden Polat, “Tayland’dan çocuk almayı planlıyorum. Evlilik düşünmediğim için çocuk da yapamayacağım. Geçen baktım o kadar minik minik bebekler, annesiz ve babasız. Kıyamadım. Taylandlı bir bebeğimin olmasını çok istiyorum. Sahiplenmek istiyorum yani alırsam da bakımevinden falan. Sperm bankasından istemiyorum. Sahiplenmek istiyorum. Taylandlı istiyorum. Genetik yapıları bakımından daha sakin, daha anne ve babaya bakan birileri… Biz Türkler daha asabiyiz. O yüzden o taraftan bir çocuğum olsun. Doğurmak şart değil. Her annelik yaptığın senin çocuğundur. Bu sene istiyorum” ifadelerini kullandı.

    SÖZLERİ TEPKİ ÇEKTİ

    Ebru Polat’ın genellikle hayvanlar için kullanılan sahiplenme kelimesini bir bebek için kullanması sosyal medya kullanıcıların tepkisini çekti. Sözlerinden dolayı sosyal medyanın gündemine oturan şarkıcı için “Türkçemizde ona evlat edinmek istiyorum denir” ve “Sahiplenmek tabiri hiç hoş olmadı” yorumları yapıldı.

    İşte Ebru Polat için yapılan bazı yorumlar…

  • Esra Erol’da programında yüzleşen anne ve kız, canlı yayında birbirinin üzerine yürüdü

    Evini ve arabasını satan Yeliz Doğan’ın hasta eşi ve çocuklarını bırakarak evden kaçtığı ileri sürüldü. Annesini bulmak için programa çıkan İrem, bazı iddialarda bulundu. Kısa sürede bulunan anne ve kız canlı yayında bir araya geldi ama beklenildiği gibi bir kavuşma yaşanmadı.

    “ANNE OLAN SARILMAYA ÇALIŞIR”

    Canlı yayında bir araya gelen anne ve kız, birbirine sarılıp özlem gidermek yerine ortaya bazı iddialar attı. Annesinin kendisine sahip çıkmadığını ve yasak aşk yaşadığını ileri süren İrem, öfkeden deliye dönünce annesinin üzerine yürüdü. Annesine öfke kusan İrem, “Anne olan, özleyen insan gelip sarılmaya çalışır, değil mi? Kendini affettirmeye, öpmeye çalışır” dedi.

    ANNE VE KIZ BİRBİRİNİN ÜZERİNE YÜRÜDÜ

    Gördüğü rahat tavırlardan rahatsız olarak deliye dönen İrem, yerinden kalkarak annesinin üzerine yürüdü. Kızına karşı geri adım atmayan anne Yeliz Doğan “Gel hadi gel” diyerek İrem’in üzerine yürüdü. İkilinin yerinden kalktığı esnada stüdyoya gelen güvenlik ve ekip anne ve kızı sakinleştirmeye çalıştı. Esra Erol ise İrem’e sarılarak sakinleştirmeye çalıştı.

    ESRA EROL’DAN ANNEYE SERT UYARI

    Annenin kızına sinkaflı sözler söylemesinden rahatsız olan Esra Erol, “Terbiyenizi takının. Karşınızdakinin evladınız olduğunu unutmayın. Anne olmanız, ondan büyük olmanız bu şekilde davranmanızı gerektirmiyor. İrem de siniriyle bir şey söyledi, onun da yaptığı doğru değildi. Sizinki ondan daha yanlıştı. Kızına ‘senin hayatını bitireceğim’ dediğini duydum. Ne yapacaksın? Bu sizin düşmanınız değil” dedi.

    “KAÇ TANE İNSANLA BİRLİKTE OLDUN”

    Yeliz Doğan, kızının yasak aşk iddiasını kesin bir dille yalanladı. Annesinin tek başına yaşamayacağını söyleyen İrem, “Sen o Selçuk Kılıç ile yaşıyorsun ya da Metin Kalaca ile yaşıyorsun. Bağlansın yayına, ilişkiniz neyse o da anlatsın. Kaç tane insanla birlikte oldun belki de, bizi kandırdın” diyerek tepki gösterdi.

    “BİR ŞEYİMİZ KALMADI, PARA BİTTİ”

    Stüdyoya tekerlekli sandalye ile gelen eş ise Yeliz Doğan’a “Sadece neden gittiğini sormak istiyorum. Neden Yeliz?” diye sordu. Yeliz Doğan ise “Hiçbir şeyimiz kalmadı, para bitti. Bunun açıklamasını sana yapamadım, korktum” yanıtını verdi.

  • Kocasını bırakıp damadına kaçan anne, canlı yayında kızıyla yüzleşirken beddualar savurdu

    ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programına başvuran Rıfat Bey, eşi Narin’in evi terk ettiğini ve kendisine günlerdir ulaşamadığını söyleyerek yardım istedi. 5 yaşındaki çocuğunu alarak eski sevgilisine kaçtığı ileri sürüldü. İddiaların ardında canlı yayına çıkan Narin Hanım ise bambaşka bir iddia ortaya atarak eski eşi ve annesinin birlikte kaçtığını söyledi. İddia sonrası canlı yayına bağlanan anne ve Narin arasında kavga çıktı.

    “BENİ DİLENMEYE GÖNDERİP ANNEMLE EVDE BULUŞMUŞ”

    KIZINA BEDDUALAR SAVURDU

    Kızının iddialarının ardından canlı yayına telefonla bağlanan anne Aslı Hanım, damadıyla kaçtığı yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Canlı yayında kızına hakaretler savuran anne, “Sen nasıl bir annesin asıl. Sende utanma kalmamış. Sen 30 kocalı Hürmüz oldun. Sen benimle konuşma. Sen çocuklarına bakmadın, ben baktım. Narin’in hiçbir sözüne inanmayın. O yalancı. Damadım Fethiye’de ben Antalya’dayım” diyerek kızına beddualar savurdu. Annenin sözlerine sinirlenen Anlı ise Aslı Hanım’a tepki göstererek “Sen nasıl bir annesin, kızına nasıl beddua edebiliyorsun? Bu kinin ne? Bir insan evladına ‘geber’ der mi” dedi.

    “CEZAEVİNDEKİ BABAMI BIRAKIP DAMADINA KAÇTI”

    Annesi ve eski eşinin birlikte olduğuna dair elinde belgelerin olduğunu söyleyen Narin Hanım, canlı yayında öfkeden deliye dönerek şunları söyledi: “Sen nasıl bir annesin, bizi bu durumlara düşüren sensin. Sen namussuz bir kadınsın. Benim 3 çocuğumu alıp gittin. Sende utanma ve arlanma kalmamış. Türkiye Cumhuriyeti’ne aşkınızı ilan ettiniz. Babam cezaevindeyken bırakıp gitti. Beni perperişan etti. Bana yapmadıklarını bırakmadılar. Ciğerim patladı, uyuşturucu madde sattırdılar. Beni kardeşimden bile kıskanarak çocuğumun ondan olduğunu söylediler”

  • Gökhan Çıra’dan Gökay Kalaycıoğlu’nun “Biseksüel misin?” sorusuna cevap

    Gökay Kalaycıoğlu’nun sunumuyla Haberler.com’un YouTube kanalında yayınlanan Haber Bahane programının bu haftaki konuğu eski futbolcu Gökhan Çıra oldu. Tüm sorulara içtenliğiyle cevap veren Çıra, özel hayatıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

    “SELİN’LE TANIŞTIĞIMIZDA TÜM OPERASYONLARI GEÇİRMİŞTİ”

    2019 yılında görkemli bir düğünle evlendiği Selin Ciğerci ile geçtiğimiz sene boşanan Gökhan Çıra, ayrılığa dayanamayınca bu sene yeniden evlendi. Aradıkları mutluluğu bulamayan ikili, bir kez daha boşandı. Programda Ciğerci ile ilişkisinden bahseden Çıra, “Selin’le 17 yaşında tanıştım, 18 yaşımda beraber olmaya başladık. Biz hep beraber yaşadık. Tanıştığımızda tüm operasyonları geçirmişti. Türkiye’de ağzı olan herkes önünü arkasını düşünmeden konuşuyor” dedi.

    “KENDİMİ BİSEKSÜEL HİSSETMEDİM”

    Dobra açıklamalarıyla dikkat çeken Çıra, Kalaycıoğlu’nun “Trans bir bireyle evlilik yapmak biseksüel hissettirdi mi?” sorusuna “Hiç biseksüel gibi hissetmedim. Kendimi o kadar iyi biliyorum ki başkasının ne düşündüğünü hiç önemsemedim” cevabını verdi.

    “SELİN’LE AİLEMİN ARASINDA KALINCA İNTİHARI DÜŞÜNDÜM”

    Ailesinin Selin Ciğerci’yi o dönemde istemediğini söyleyen ünlü isim, sözlerine şöyle devam etti: “Ben anne ve babama resti çektim. Selin’in de annesi istememişti. Onlar benden daha varlıklı bir aile idi. Sonra hayat işte kimin nereye geleceği belli olmuyor. Futbolculuk yapıyordum ama benim kazandığımla onların kazandıkları arasında fark vardı. Annesi o zaman beni istemiyordu ama şimdi beni çok seviyor. Annem Selin’le evleneceğimi duyduğunda hakkını helal etmedi. Babam bana ‘gelme’ dediğin o zaman kendimi öldürüyorum dedim. Ailemle Selin arasında kaldığımda intiharı düşündüm. Teyzemler Selin’i takip ettikleri için seviyorlarmış. Onlar anneme anlatınca tanıştı ve sevdi.”

  • Lohusa sendromunun belirtilerine dikkat

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kerime Nazlı Salihoğlu, Lohusalık Sendromu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Doğum yapan her kadının risk taşıdığını söyleyen Salihoğlu, bu süreçte aile ve eşlerin anneye desteğinin önemli olduğunu ifade etti. Dr. Kerime Salihoğlu, Lohusalığın, doğum sonrası süreci takip eden ilk hafta içindeki olan süreye dendiğini belirterek, “Lohusalık döneminde hepimizin de bildiği gibi annelerimiz duygusal, biyolojik, fiziksel, toplumsal, psikolojik olarak değişiklikler yaşıyor. Anne doğumu takiben kendini mutsuz, karamsar, üzgün, hayattan zevk alamama, bebeğine yeterli sevgiyi hissedememe, dışarı çıkma isteğinde azalma, aşırı uyku hali ve aşırı iştah ya da tam tersine uykusuzluk, iştahsızlık çok sık görülebilir’’ dedi.

    Çalışan annelerde ve normal doğum yapanlarda daha sık görülüyor

    Salihoğlu, doğum yapan her 100 kadından 10-15’inde bu sendromun görülebileceğini dile getirerek, “Bu süreç çok önemlidir ve dikkatten kaçabilir. Bazen hastalarımız, kadınlarımız bu durumu gizledikleri için ya da çok farkına varamadıkları için ortaya çıkması da gecikebilir. Toplumda her doğum yapan kadında Lohusalık Sendromu görülme riski vardır. Her 100 doğum yapan kadının 10-15 ‘inde de görülebilir. Aslında bu oranlar daha fazla ama kadınlar paylaşmadıkları için oranlar biraz daha düşükmüş gibi algılanıyor. Doğumu zor olan hastalarımızda, travmatik bir doğum yaşamışsa, prematüre bir doğum yaşamışsa, daha önce gebelik döneminde depresyon şikayeti varsa, ailesi ile ve eşiyle problemi olan hastalarımızda Lohusalık Sendromu risk altındadır. Daha önce gebelikte anksiyete ya da sosyo-ekonomik düzey olarak düşük seyreden hastalarımızda Lohusalık Sendromunu daha fazla görüyoruz. Aynı zamanda normal doğum yapanlarda sezaryen doğuma oranla yapılan çalışmalarda daha fazla Lohusalık Sendromunun görüldüğü belirtilmiştir. Çalışan annelerde de çalışmayan annelere oranla daha fazla görülüyor’’ şeklinde konuştu.

    “Tedavisi olmayan bir hastalık değil”

    Salihoğlu, bu süreçte annelerin bebeği reddetme, kötü davranma, beslememe durumunun olduğunu belirterek “Bazen Lohusalık Sendromunda anne şu şekilde hissediyor, bebeğini kucağına aldığında yeterli sevgi hissedemediğini söyleyen anneler oluyor. Ya da anne olamadım mı? diye düşünenler oluyor. Bebeği reddetme durumu oluyor. Bazen kötü davranma, emzirmeme, bakımını yapmama gibi tepkilerle karşılaşabiliyoruz. Bu süreçte anneler bebeğine gerçekten kötü davranma meyillin de olabiliyorlar. Bu süreçte mutlaka psikolojik ve psikiyatrik destek almalarını öneriyorum. Mutlaka eşiyle, hekimiyle, aile hekimiyle ya da kadın doğum hekimiyle mutlaka paylaşılmalı. Çünkü bunlar önlenemeyen şeyler değildir. Herkeste görülebilen bir durumdur. Tedavisi olmayan bir durum değildir. Genelde konuşarak ya da bazen psikolog desteği alarak da ortadan kaldırılabilir. Bazen psikoza kadar ilerleyebilir. O zamanda ilaç tedavisi ya da psikiyatrik destekte öneriyoruz mutlaka. Bu süreçte aileye ve eşe çok fazla destek düşüyor’’ ifadelerini kullandı.

    “Kendimizi yıpratmamızın bir anlamı yok’’

    Op. Dr. Salihoğlu, Lohusalık Sendromuna yakalanan annelerin egzersiz yapmalarını, yürüyüş yapmalarını ve eşleriyle vakit geçirmelerini önerdiğini ifade ederek, “Bazen eşler eve yeni bir bebek gelmenin heyecanıyla bütün ilgi bebeğe kayabiliyor. Anne burada kendini değersiz, sevilmediğini, artık ikinci planda olduğunu hissedebiliyor. Bazen bu hissiyatta annelerimizi Lohusalık Sendromuna sokabiliyor. O yüzden ailede bebeğe bakımı açısından destek olup, eşler yeri geldiğinde mutlaka annelerimizle birlikte ayrıntılı vakit geçirmeliler. Annemize bu süreçte en önemli tavsiyem mutlaka kendisine vakit ayırmasını öneriyorum. Bolca dinlenmesini, uyku düzenini oturtmasını, ailesinden bebek için yardım almasını, eşiyle birlikte yalnız olarak dışarı çıkıp birlikte vakit geçirmelerini öneriyorum. Ya da annemizin arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirmesini öneriyorum. Bolca egzersiz yapabilir, yürüyüş yapabilir, televizyon izleyebilir, sosyal medyada anne bloklarını takip edebilir. Hayatta her şey rol olduğu gibi annelikte bir roldür ve oynadıkça, öğrendikçe bizler öğreneceğiz. O yüzden kendimizi yıpratmamızın bir anlamı yok. Mutlaka önemli olan sevgi temeline dayalı, bebeğiyle birlikte vakit geçirerek bu süreci birlikte atlatabileceklerini düşünüyorum’’ diye konuştu.