Veriler, kıyılardaki yapılaşmanın, çöplerin, atıkların ve bilinçsiz kullanımın korkutucu sonuçlarını ortaya koyuyor. “Project Posidonia” çerçevesinde çekilen dron görüntüleri, su altı gözlemleri ve analizler kıyı ekosisteminde yaratılan tahribatın geldiği boyuta dikkat çekiyor.
Özellikle deniz ekosistemindeki canlılar için hayati öneme sahip olan deniz çayırlarının korunması, aynı zamanda kıyılar ve buradaki habitat için de önemli.
Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, yürüttükleri çalışmaların ortaya koyduğu sonuçları, bunların nedenleri ve çözüm önerilerini Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
“Oksijen kaynağı çöle çevriliyor”
2023’te deniz çayırlarıyla alakalı Bodrum Yarımadası içerisinde Project Posidonia projesi başlattıklarını belirten Gökalp, “Burada çok ciddi bir yapılaşma var. Kentsel yapılaşma, turistik tesis yapılaşması var. Denizlerle alakalı ciddi bir şekilde limanlarla alakalı marina faaliyetleri var. Ve kıyılarda bir erozyon var. Yani ne yapılıyor, kooperatifler, tesisler, resort oteller yapılıyor. Ve kıyının düzeni bozuluyor. Bu yapılırken de Akdeniz’le alakalı en önemli canlı dediğimiz mercan resifleri kadar önemli olan bir canlı deniz cayırları, bin yıllık belki de 10 bin yıllık habitatlar etkileniyor. Bu etkilendikçe ne oluyor? Tabi ki siz, birçok şeyi ekosistem servisini, deniz çayırlarının alanını yitiriyorsunuz” dedi.
Bodrum’da yürütülen “Project Posidonia” çalışması, kıyılardaki yoğun yapılaşma, kirlilik, teknelerin demirlemesi ve bilinçsiz kullanım nedeniyle deniz çayırlarının büyük zarar gördüğünü ortaya koydu. Mert Gökalp, deniz çayırlarının denizin oksijen kaynağı olduğunu, suyu temizlediğini ve kıyıları koruduğunu belirtti.
Araştırmalarda Bodrum’da yaklaşık 1000-2000 hektar deniz çayırının yok olduğu tespit edildi. Özellikle marina, iskele, otel ve kıyı projeleri ile teknelerin çapaları bu alanları kökünden söküyor. Kirlilik ve yetersiz arıtma sistemleri de güneş ışığını engelleyerek deniz çayırlarının yaşamını tehdit ediyor.
Gökalp, Bodrum’un kontrolsüz turizm ve yapılaşma nedeniyle ciddi risk altında olduğunu, gerekli önlemler alınmazsa Marmara Denizi’ndeki çevre felaketine benzer sonuçların yaşanabileceğini söyledi.
Çözüm olarak kıyıların koruma alanı ilan edilmesi, yapılaşmanın sınırlandırılması, etkili arıtma sistemleri kurulması, ekolojik şamandıra sistemlerine geçilmesi ve toplumda çevre bilincinin artırılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca gençleri ve vatandaşları çevre koruma çalışmalarına dahil etmek amacıyla “Green Rangers” projesinin başlatıldığı aktarıldı.








