Halk TV’ye mahkeme kararıyla kayyum atanması ve kanalın yayınlarının durdurulması, Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Anayasa’nın 28’inci maddesi açık: “Basın hürdür, sansür edilemez.
Tele1’in ardından muhalif yayın çizgisiyle bilinen Halk TV’ye yönelik bu müdahale, halkın haber alma hakkı ve medya özgürlüğü açısından ciddi kaygılar doğuruyor.
Ancak bu gelişmenin bir başka dikkat çekici boyutu daha var.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kayyum kararından yalnızca dört gün önce bir televizyon programında Halk TV’yi ve kanalın sahibini hedef alan açıklamalarda bulunmuş, kanalı yalan haber yapmakla suçlamıştı.
Bu açıklamaların ardından gelen kayyum kararı, siyasi açıdan yanıtlanması gereken önemli soruları beraberinde getiriyor. Açıklamalar ile mahkeme kararı arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğuna ilişkin kanıt olmadan kesin hüküm vermek mümkün değil. Ancak zamanlamanın ve CHP yönetiminin tutumunun kamuoyu tarafından sorgulanması da son derece doğal.
MUĞLA VE BODRUM CHP YÖNETİCİLERİ, SIRA SİZE GELDİ!
Kendisini muhalefetin temsilcisi olarak tanımlayan bir partinin genel başkanının, muhalif yayın çizgisiyle bilinen bir televizyon kanalıyla yaşadığı gerilim ve ardından gelen kayyum kararı karşısında, CHP’nin yerel yöneticilerinin nasıl bir tutum alacağı merak konusu.
Muğla ve Bodrum CHP yöneticilerine açıkça soruyoruz:
– Halk TV’ye kayyum atanmasını ve kanalın yayınlarının durdurulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Genel başkanınızın kayyum kararından dört gün önce Halk TV’ye yönelik açıklamalarını doğru buluyor musunuz?
– Basın özgürlüğü, yalnızca iktidara karşı kullanıldığında mı savunulacak?
– Genel merkezin tutumuna katılıyor musunuz, yoksa bu konuda farklı bir görüşünüz mü var?
Bodrum’un yerel haber sitesi olarak bu soruların yanıtlanmasını istiyoruz. Çünkü demokrasi ve özgürlükler, yalnızca siyasi söylemlerde dile getirilen kavramlar değildir; zor zamanlarda gösterilen tutumla anlam kazanırlar.
MUĞLA VE BODRUM HALKI CEVAP BEKLİYOR
CHP’nin yerel yöneticileri, genel merkezin kararlarını sorgulamadan tekrarlayan temsilciler mi olacak, yoksa basın özgürlüğü gibi temel bir konuda kendi sözlerini söyleyebilecekler mi?
CHP genel merkezinde yaşanan yönetim tartışmaları ve polis eşliğinde gerçekleştiği belirtilen gelişmeler de partinin demokrasi anlayışı üzerine tartışmaları beraberinde getirirken, yerel örgütlerin bu konulardaki tutumu önem taşıyor.
Muğla ve Bodrum’daki CHP yöneticilerini sessizliği bozarak kamuoyuna açıklama yapmaya çağırıyoruz.
Halkın haber alma hakkı, hiçbir siyasi partinin iç hesaplaşmasından daha önemsiz değildir. Basın özgürlüğü savunulacaksa bunun ölçüsü, kimin hedef alındığı değil, özgürlüğün kendisidir.









İlk yorum yapan siz olun