Yükseköğretimde stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından birinin de lisans programlarının içerik ve yapısının yeniden ele alınması olduğunu belirten Prof. Dr. Özvar, şunları söyledi:
‘3+1 HATTA 2+2 YA DA 7+1 VEYA 6+2 MODELİNİ HAYATA GEÇİRMELİYİZ’
"Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz.
Öğlencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız önemlidir. Bu çerçevede günümüz dünyasında, ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem atfettiğimizi vurgulamak isterim.
Sizlerle daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamalı, meslek eğitim anlayışı yatmaktadır.
Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur: Sadece ön lisansta değil lisansta da uzun süreli iş yerinde mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3+1, 2+2 ya da 7+1 veya 6+2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmalarını kendilerinden beklediğimiz bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim."
"Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz.
Öğlencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız önemlidir. Bu çerçevede günümüz dünyasında, ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem atfettiğimizi vurgulamak isterim.
Sizlerle daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamalı, meslek eğitim anlayışı yatmaktadır.
Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur: Sadece ön lisansta değil lisansta da uzun süreli iş yerinde mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3+1, 2+2 ya da 7+1 veya 6+2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmalarını kendilerinden beklediğimiz bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim."






