EYT’yi kaçırana müjde gibi müjde geldi! Eksik prim gününe Yargıtay’dan emsal karar: 1999 öncesi sigortalı olanlar

EYT düzenlemesini prim günü eksikliği nedeniyle kaçıran vatandaşların emeklilik umudu bu kez hizmet süresi tespit davalarına çevrildi. Çalışma hayatında geçen ancak SGK kayıtlarına eksik yansıyan sürelerini kanıtlamak isteyen on binlerce kişi, eksik prim günlerinin tamamlanması amacıyla mahkemelerin yolunu tutuyor. Açılan davalarda hizmet süresinin hangi belgeler ve deliller üzerinden ortaya konulacağı ise büyük önem taşıyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin verdiği karar, bu tür davalarda dikkate alınabilecek delillere ilişkin önemli bir değerlendirme ortaya koydu. Kararda, çalışanın hizmet süresinin yalnızca SGK kayıtları üzerinden belirlenemeyeceği ve akrabalık ilişkisinin tek başına tanık anlatımını geçersiz hale getirmeyeceği belirtildi. Bu yaklaşım, eksik hizmet süresi nedeniyle emeklilik hakkını kaybettiğini düşünen vatandaşların açtığı davalar açısından yeni bir değerlendirme alanı oluşturdu. Peki hizmet süresi tespit davası nedir, kimler dava açabilir? Akraba tanıklar mahkemede geçerli sayılır mı, eksik prim günleri EYT kapsamında emeklilik hakkını etkiler mi? İşte merak edilen ayrıntılar…
EYT kapsamına girebilmek için gerekli prim gününü tamamlayamayan vatandaşların eksik hizmet sürelerini mahkeme yoluyla kanıtlama çabası devam ediyor. SGK kayıtlarında görünmeyen çalışma dönemleri nedeniyle emeklilik şartlarını tamamlayamayan on binlerce kişi, hizmet tespit davası açarak geçmişte çalıştıkları sürelerin kayıt altına alınmasını talep ediyor. Bu davalarda mahkemeye sunulan belgeler ve tanık ifadeleri, çalışma süresinin ortaya çıkarılması açısından önem taşıyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararıyla birlikte hizmet tespit davalarında tanık beyanlarının değerlendirilmesine ilişkin dikkat çeken bir nokta da gündeme geldi. Buna göre akrabalık bağı bulunan bir kişinin tanıklığı yalnızca bu nedenle geçersiz kabul edilmeyecek. Ayrıca hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK kayıtlarının esas alınamayacağı yönündeki değerlendirme, eksik hizmet iddiasında bulunan çalışanlar açısından önem taşıyor. Peki hizmet tespit davası açmak için hangi şartlar gerekiyor? Eksik prim günü mahkeme kararıyla tamamlanabilir mi, akraba tanık göstermek mümkün mü? İşte EYT’yi eksik prim nedeniyle kaçıranları ilgilendiren kararın ayrıntıları…
2023 yılında Meclis’te kabul edilen EYT yasası ile sigorta başlangıç tarihi 8 Eylül 1999 öncesi olanlar emeklilik hakkı elde etti. 3 milyona yakın çalışan EYT ile emekli olurken, neredeyse bir o kadar kişi de prim günü sebebiyle emekliliği ellerinin arasından kaçırdı. Ancak Yargıtay verdiği bir karar ile prim günü nedeniyle emekli olamayanlara umut oldu.
Yargıtay, prim günü eksikliği nedeniyle EYT’den yararlanamayanlara yönelik emsal bir kararla, sigortasız çalışılan sürelerin SGK kayıtları dışındaki delillerle de ispatlanabileceğine hükmederek mağduriyetlerin giderilmesi yolunu açtı.
Sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 öncesi olanlar EYT ile emeklilik hakkı kazandı ancak prim günü yetersizliği nedeniyle pek çok kişi bu haktan yararlanamadı.
1994’te çalışmaya başlayıp sigortası yatırılmadığını öğrenen bir işçi, İş Mahkemesi’ne başvurdu. İş Mahkemesi, işçinin 23 yıl 2 ay kesintisiz çalıştığına ve haklı nedenle işten ayrıldığına karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi, tanık ifadelerinin akrabalık ilişkisi nedeniyle güvenilir olmadığını belirterek SGK kayıtlarına göre 13 yıl 2 ay 25 gün çalışma tespit etti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tanığın akrabalığının tek başına beyanına itibar edilmemesi için yeterli olmadığını belirterek, tanığın ifadeleri ve dosya kapsamındaki diğer delillerle işçinin kesintisiz çalıştığı sürenin kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Yargıtay’a göre, çalışma süresinin belirlenmesinde SGK kayıtları, işveren kayıtları, işe giriş-çıkış belgeleri, işyeri iç yazışmaları, tanık beyanları gibi çeşitli deliller dikkate alınmalıdır.
ÇALIŞMAYA 1994’TE BAŞLADI AMA SİGORTASI YATIRILMADI
Bir üretim tesisinde 1994 yılında işbaşı yapan M.D., 2017 yılı Temmuz ayında hastaneye gittiğinde sigortasının yatırılmadığını öğrenince hayatının şokunu yaşadı. Bunun üzerine iş sözleşmesini feshedip işten ayrılan M.D., İş Mahkemesi’nin kapısını çaldı. Ücret bordrolarının asgari ücretten düzenlendiğini, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, ücret ve yıllık ücretli izi alacaklarının tahsili talebiyle dava açtı.
Davalı işletmeci, davacının sigorta işe giriş beyannâmeleri ile işten çıkış beyannâmeleri arasındaki dönemlerde, bordrolarda gösterilen ve sigortaya bildirilen asgari ücret ile çalıştığını, 2017’de istifa ettiğini, işlerinin az olması nedeni uzun yıllardır sezonluk olarak çalıştığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, davacının davalı işyerinde 1995-2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, ayrıca ücret ve yıllık ücretli izin talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi.
DAVA YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ’NE GİTTİ
Bilirkişi raporunda tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre 1. seçenekte davacının 23 yıl 2 ay ve 2. seçenekte SGK kayıtları doğrultusunda 13 yıl 2 ay ve 25 gün üzerinden hesaplama yapıldığı hatırlatıldı. İş Mahkemesi’nin davacının çalışmasının tanık beyanlarına göre kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay olduğu kabul edilen 1. seçeneğe itibar edildiği vurgulandı. Bölge Adliye Mahkemesi’nin ise davacı tanıklarının davacının kardeşi olduğu ve fesih dönemine kadar davacı ile birlikte çalışmalarının da bulunmadığı, bu nedenle SGK kayıtlarına göre davacının kesintili olarak 13 yıl 2 ay 25 gün çalıştığı kabul edilerek bilirkişi raporundaki 2. seçeneğe göre sonuca varıldığı dile getirildi.
Yargıtay’ın, eksik gün sayısı sebebiyle EYT’yi kıl payı kaçıranlara müjde niteliğindeki kararda şu ifadelere yer verildi;
“Dosya kapsamında davacının kardeşi olduğunu beyan eden davacı tanıklarından İ.D, davalı işyerinde 1989 yılı sonlarında çırak olarak çalışmaya başladığını, 1993 yılından Şubat 2006 tarihine kadar üretim bölümünde kesici olarak çalıştığını beyan etmiştir. Davacının davalı işyerinde kendisi aracılığıyla Nisan-Mayıs 1994 aylarında çalışmaya başladığını ifade etmiş; davacının ilk işe giriş tarihi ve davalı işyerinde kesintisiz çalışma olgusunu doğrular mahiyette beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı İ.D’nin davacıyla akrabalık ilişkisi tek başına tanık olarak beyanına itibar edilmemesini gerektiren bir husus olmadığından ve tanığın davalı işyerindeki hizmet süresi nazara alındığında dosyadaki mevcut ispat durumuna göre; davacının davalı işyerinde 01.05.1994 tarihinden 31.01.2006 tarihine kadar kesintisiz şekilde çalıştığı kabul edilmeli ve sonraki çalışma dönemleri için SGK kayıtlarına itibarla sonuca gidilmelidir. Kararın bozulmasına Bölge Adliye Mahkemesi’ne dosyanın gönderilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.”
Öte yandan kararda, çalışma süresinin belirlenmesinde şu kayıt ve delillerin dikkate alınabileceği ifade edildi;
“SGK kayıtları, işveren ve işyeri kayıtları, işyerine giriş ve çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, işyerinde çalışan kişilerin tanıklıkları, komşu işyerlerinde çalışanların tanıklıkları ve dosya kapsamındaki diğer deliller.”
İlk yorum yapan siz olun